

“Bana bu kötülüğü niye yaptın?”
Ömer bin Abdülazîz hazretlerinin oğlu, bin dirhem para verip, yüzük taşı almıştı… O, bunu öğrendi. Ve şöyle yazdı ona: “Ey oğlum! O aldığın yüzük taşını sat da, o parayla bin fakîrin karnını doyur. Onun yerine iki dirhem kıymetinde bir yüzük taşı al. Üzerine de ‘Haddini bil!’ diye yazdır, gözlerinden öperim!”…


Mümin, kimsenin ayıbını ifşâ etmemelidir…
Kabahatleri ve noksanlıkları görmezlikten gelmek, dâimâ iyi şeyleri görmek, güzel ahlâktır. Tosyalı Mustafa Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. 1491 (H. 895) senesinde Tosya’da doğdu. 1567 (H.975) yılında İstanbul’da vefât etti. Mustafa Çelebi ilk medrese tahsîlini memleketinde gördükten sonra İstanbul’a gelip, Sahn-ı Semân medreselerinde dânişmendliğe kadar yükseldi. Çok kitap yazdı. Mevâhibü’l-Hallâk fî Merâtibi’l-Ahlâk…


“Ey dehri! Sen önce bizim çocuklarla bir tartış hele!”
Allahü teâlâyı inkâr eden bir dehri [ateist] vardı. Hristiyan din adamları bu adama cevap vermekte çaresiz kalmışlardı!.. İmam-ı a’zam hazretleri henüz çocuk denecek yaşta iken, Allahü teâlâyı inkâr eden bir dehri [ateist] vardı. Hristiyan din adamları bu adama cevap vermekte çaresiz kalmışlardı. Sonunda, “Sana ancak İslam âlimleri cevap verebilir” diyerek…


Dini yazı bulunan kâğıtlara bir şey sarmak
Bir kâğıtta Allahü teâlânın ismi yazılı ise, bu silinip, sonra bir şey sarılabilir. Sual: Dini yazılar bulunan gazete veya benzeri kâğıtları, herhangi bir şey sarmak için kullanmanın dinen mahzuru olur mu? Cevap: Fıkıh yazılı kâğıtlara bir şey sarmak caiz değildir. Allahü teâlânın ve Peygamberlerin aleyhimüsselâm isimleri yazılı ise, bunları silip,…


“Kim cenneti istiyorsa…”
Ömer bin Abdülazîz hazretleri, takvâ sâhibi olup, çok ibâdet yapardı. Âhiret derdiyle zayıflardı. Bir dostu onu gördü. Ve hâline acıdı. “Ne bu hâlin? dedi. Cevâbında; “Bu hâlimde ne var ki?.. Sen beni bir de ölümümden sonra, mezardaki hâlimi görsen, daha çok hayret ederdin!” buyurdu. ● ● ● Birine mektupta; “Kardeşim!…


Çin köylerini huzur ve saâdete kavuşturan zat
Celâleddîn Tebrîzî hazretlerinin bereketiyle, bir köy halkı Müslüman olmakla şereflendiler. Celâleddîn Tebrîzî hazretleri meşhur velîlerdendir. İran’da Tebriz taraflarında doğdu. Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinden ilim öğrenip feyiz aldı. Ferîdüddîn-i Attâr hazretlerinin nazarlarından istifâde etti. Hâce Muînüddîn-i Çeştî hazretlerinin vefâtından önce Hindistan taraflarına gitti. Onun sohbetleriyle de şereflendi. Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî ve Behâüddîn…


“Bizi seven fakirlik çekmesin ve denizde boğulmasın…”
Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretleri: “Kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde bir Fatiha okuyanlar bizimdir.” Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretleri, Anadolu’da yetişen büyük velîlerdendir. Şereflikoçhisar’da doğdu. Bursa’da Muhammed Üftâde hazretlerinden feyiz aldı. Üftade hazretlerinin en çok sevdiği talebesi idi… Bu mübarek zat İstanbul’a gelip yerleşti ve Üsküdar’da câmi ve dergâh yaptırdı.…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…
Günün Menkıbesi “Müslüman, namazını kılan insan demektir” Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri devrinde zâlim bir vâli vardı. Bu zâlim, bu zâtın talebesinden Şeyh Rekin’e birini gönderip; “Bu diyârda yalnız sende zahire varmış. Gönderdiğim kişiyle bana bolca gönder” dedi. Ardından da; “Güzellikle gönder… Zorla almaya beni mecbur etme!” diye de tehdit etti! Şeyh Rekin ne yapsın?…







